5 Aralık 2011 Pazartesi

MURAT BARDAKÇI-İdeolojisinden kime ne? Nihal Atsız çok önemli bir tarihçidir

Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın verdiği düşünce ve fikir tarihimizde kök salmış kişiler listesine ilâve yapıp Nihal Atsız ile Parvus Efendi'yi de saydı ya, şimdi bu isimler tartışılıyor...

Mutlaka cevap vermek ihtiyacıyla bir söz ettiğimiz zaman genellikle ipin ucunu kaçırmak eski âdetimizdir. Bu işte de aynını yaptık, düşünce tarihimizi, sosyal hayatımızı ve inancımızı etkileyen isimlerle "şöhretleri" birbirine karıştırdık, yani isim yapmış bazı kişileri, "tarihimizde kök salmış zevât" zannettik.

Meseleyi bu şekilde değerlendirdiğimiz takdirde liste bambaşka bir hâl alır, romanlarıyla hanımları bir değil, birkaç nesil boyunca salya sümük ağlatan Kerime Nadir'e ve mısralarıyla genç kızlara yakışıklı şovalyelerin hayallerini kurduran Ümit Yaşar'a kadar uzar, gider.

Kemal Kılıçdaroğlu'nun yaptığı, maalesef budur. Listeleri uzatma hevesine düşerseniz, Türkiye'nin düşünce tarihinde hiçbir yeri bulunmayan, hattâ bu toprakların insanı bile olmayan Parvus Efendi'yi de "geçmişimizde kök salmış kişilerden biri" zannetmek gibi tuhaflıklar edersiniz.

Eski isimlerden kanaat önderleri yaratma hevesi ne kadar lüzumsuzsa, ortaya atılan bir başka ismi demokratlık adına "Bu adam faşisttir!" diye karalamaya kalkışmak da o kadar, hattâ daha fazla lüzumsuzdur.

TARİHÎ MECBURİYET

Nihal Atsız'dan sözediyorum... Kemal Kılıçdaroğlu'nun sıraladığı isimler arasında Atsız'ın adı da yeralınca, bazı köşelerde iki günden buyana "Kılıçdaroğlu, böyle bir faşistin ismini nasıl zikreder?" gibisinden sözler edildi. Bu, şayet demokrat iseniz, komünist olan bir kişiyi benimseyebileceğiniz ama faşistleri mutlaka reddetmek zorunda olmanız demekti.

Sözü edilen kişi faşist de olsa, düşüncesiyle kitleleri etkiledi ise önem atfetmek ve dolayısıyla adından bahsetmek hem tarihî, hem de sosyal bir mecburiyettir. Hele, bu kişi ideolojisinin haricinde kalan alanlarda önemli işler yapmışsa, bu mecburiyet daha da artar.

Nihal Atsız meselesi de böyledir. Açıkça söyleyeyim: Atsız'ın faşist olup olmadığı işin bir başka tarafıdır, zira özellikle 1930'lu senelerde kaleme aldığı birçok yazısında İtalyan faşizmine ağır şekilde yüklenmiş, Mussolini'ye hakaretler yağdırmıştır. Ama "Türk ırkçısı" olduğunu hiç saklamamıştır ve işin önemli tarafı da buradadır. Nihal Atsız görüşleriyle birkaç nesli derinlemesine etkilemiştir ve Cumhuriyet dönemi Türkiyesi'nde bir "Atsız etkisi"ni görmezden gelmek, sadece abesten ibarettir.

HAYALÎ DEMOKRATLAR

Faşizm yahut ırkçılık meselesini bir yana bırakalım: Nihal Atsız yahut hakiki ismi ile Hüseyin Nihal Çiftçioğlu, Türk tarihçiliğinin çok önemli bir ismidir. Türkolojinin kurucusu ve büyük üstadı Fuad Köprülü'nün yetiştirdiği birkaç öğrenciden biridir ve profesyonel tarihçi kimliğiyle, ardında çok önemli eserler bırakmıştır. Tek bir örnek vereyim: Osmanlı'nın kuruluş dönemi ile ilgili en önemli eser olan "Âşıkpaşazâde Tarihi", 1949'da Nihal Atsız tarafından yayınlanmıştır ve yayınlanmasının üzerinden 60 küsur sene geçmiş olmasına rağmen, bu konudaki tek kaynak, hâlâ Atsız'ın eseridir.

Nihal Atsız faşist, Nâzım Hikmet komünist, filânca da dinsiz olabilir... Ama, Nâzım'ın komünistliği san'atını ve önemini nasıl etkilemezse, Atsız'ın faşistliği de tarihçiliğini ve bazı çevreleri bir zamanlar derinden etkilemiş olduğu gerçeğini hiçbir şekilde değiştirmez.

"Sapına kadar demokratım ama iş faşizme gelince, başka... Gerçek demokrat, faşizme karşı olmalıdır" dediğiniz takdirde, kusura bakmayın ama, demokratlık hayalleri görmenize rağmen su katılmamış bir faşistsiniz demektir.

Murat Bardakçı
(Habertürk, 11.10.2009)

Hiç yorum yok: