3 Aralık 2011 Cumartesi

MUSTAFA ARMAĞAN-"Bizim battığımız, çürüdüğümüz, çöktüğümüz yoktur"

II.Abdülhamid Han eğer I.Abdülhamid'in dönemimde olsaydı Osmanlı İmparatorluğu'nun Şark dünyasında kaderi değişmiş olurdu. Bu, onun kişiliğiyle ilgilidir. Çünkü tarihte eğer kişilerin, şahısların rolü var ise, içtimai şartların ve dünya şartlarının dışında kişilerin rolü var ise, II.Abdülhamid Han bu bakımdan en kayda değer şahsiyettir.
..

İtiraf etmek gerekir ki, İslam dünyası ilmi üstünlüğünü 15.asırda tamamlamıştı; yani 15.asırdan sonra İslam dünyası tıpta, astronomide, matematikte, kimyada öncü rolünü terk etmişti. Daha da açık konuşmak gerekirse, aslında milletimizin, yani Türklerin devleti olmasa, İslam dünyası askeri ve idari vasıflarını da kaybedecek ve çoktan gerilemeye başlayacaktı. Hıristiyan dünyasının dirildiği, toparlandığı, organize olduğu, teşkilatlandığı, ilerlemeler kaydetmeye başladığı bir devirde bu üstünlüğü onlara kaptırmayan, onları geciktiren, onları bir kaç asır için durduran, doğrudan doğruya Türklerin kurduğu Osmanlı İmparatorluğu'dur.

..

Bizim bilmediğimiz konular vardır... 19.asırda ve 20.asrın başında Hilafet müessesesini oldukça iyi kullanan (ki çok hazin bir tablodur, yeryüzü Müslümanlarının yüzde 80'e yakını yabancı bayrak altında yaşamaktadır) II.Abdülhamid'dir. İçine doğduğu dünya, iç açıcı değildir. İngiltere İmparatorluğu kalabalık sayıda Müslümana sahiptir. Bizimkini kat be kat geçer. Ardından Fransız Cumhuriyeti gelir. O da bir sömürge imparatorluğudur.

Mekteplerde böyle öğretiliyor ama bunlar imparatorluk değildir. Bunlar milli değildir ve deniz aşırı sömürgeleri vardır; yani asla Roma gibi, Sasani gibi, İslam Abbasi İmparatorluğu gibi bir imparatorluk değillerdir. Bunlar, tebaalarında "eşit insanlar" diye bakmazlar. Bunların ana vatan halkı vardır. Bir de sömürge ötesi ülkeler vardır. Bu bakımdan imparatorluk değillerdir; ama böyle deniyor; yani Sirkeci'deki otellere "palace" denmesi gibi bir şeydir bu. İmparatorluk, 19.asırda bir tane vardır. O da Osmanlı İmparatorluğu'dur.
..

Şimdi burada tarih ve şuur olarak değişmemiz lazımdır. Bizim battığımız, çürüdüğümüz, çöktüğümüz yoktur. Senelerdir bu memlekette hem sağda, hem solda insanlara tarihte bu öğretiliyor. Batmak... Bunun kadar manasız, bunun kadar gerçekle teması olmayan, indi bir yorum, üstelik de tahripkar bir yorum yoktur. İnsanların bir kısmı bunu safdilliğinden, üzüntüsünden söyler. Bir kısmı da cehaletinden ve siyasi amacından söyler. Siyasi bir programı vardır. Hiçbir şekilde battığımız falan yoktur. Biz diriyiz. Daima değişiyoruz, daime değişen dünya şartlarına kendimizi uydurmaya çalışıyoruz ve daima öncü olmak için kavga ediyoruz; ve önümüzde model de yoktur. İslam aleminde Türkler için model yoktur; çünkü biz modern bir dünyada muasır medeniyeti hem benimsemek, hem de onunla kavga ederek tarihimizi ve kimliğimizi korumak zorunda olan bir milletiz. Bunu yaparken çok büyük kahramanlar, çok asil manzaralar çizdiğimiz gibi çok büyük sersemlikler, şaşkınlıklar da sergiliyoruz. Hepsi kendi çizdiğimiz tarihi senaryoya, hepsi yazdığımız maceranın muhtevasına dahildir. Bunu böyle bilesiniz.

İlber Ortaylı
(II.Abdülhamid ve İmparatorluğun Sonu,
Hazırlayan: Mehmet Tosun, 21.Yüzyılda Sultan II.Abdülhamid'e Bakış,
İstanbul, 2003, s.115-119.)

Dipnot: Makaleden çeşitli başlıkları yazdım. Makaleye ulaştığım kitap ise: "Mustafa Armağan - Osmanlı Geriledi Mi?" Kitapta Halil İnalcık, Cemal Kafadar, Mehmet Genç, Bernard Lewis, Linda Darling, Jane Hathaway, Jonathan Grant, Kemal Karpat, Mustafa Armağan, Douglas Howard, Uğur Tanyeli, İlber Ortaylı ve Rhoads Murpgy gibi çok değerli tarihçilerin, "Osmanlı Devleti ve Gerileme Dönemi" konusundaki makaleleri bulunuyor.

Hiç yorum yok: